Gözüm gibi... - Hakan Eşme

Gözüm gibi…

Gözüm. Gördüğüm. Görebildiğim. Gözümle baktığım, gözüm gibi baktığım. Gözle görür insan, gözle bakar da baktığını nasıl anlar? Gözle dinler; gözü, kulağı olur bu yüzden. Gözüme değdi sonbaharın sisi. Gözümde, kirpiklerimde, burun deliklerimde, bıyıklarımda. Sis kapladı her yanı. Gözüm gibi baktığım […]

Read more
Düşe Yazdım Seslerimi... - Hakan Eşme

Düşe Yazdım Seslerimi…

Düşe yazdım seslerimi, sese yazdım düşlerimi, düşe kalka yürüdüm de düşe geldi seslerim. “Düş” dedim, düştüm. “Ses” dedim, kalktım. Düşle birlikte aktı sesim gecenin boşluğuna. Düş-tü, düşecekti derken; düşüm, düşünceme doğuverdi. Dün geceydi, gecenin sabaha ilmiklenen bir saati. Uçurumun kenarı, […]

Read more
Yolcunun Yükü - Hakan Eşme

Yolcunun Yükü

Yolcu’ya yükünü sordu görenler. “Bu ne yük Ey Yolcu, nasıl taşırsın bunları sırtında?” Yola yüksüz çıkıldığını, yükün yolla birlikte sırtta çoğaldığını bilse de Yolcu, bir soluk aldı derinden. Ve anlaşılmaz bir ikilem gelip takıldı zihnine: “Ne diyecek, nasıl açıklayacağım?” Yutkundu […]

Read more
Sordum Sarı Çiçeğe... - Hakan Eşme

Sordum Sarı Çiçeğe…

Kara bir asfaltın tekdüzeliğinde döner kara lastikli demir bir at. Pedallanır bir uçtan diğer bir uca, zamanı ve mekanı önceden belirlenmiş yollarda. Kara asfaltın, kara karga zemininde giderken, yolun kenarından sımsıcak sapsarı bir çiçek gelir takılır pedal çeviren ayakkabının üzerine. […]

Read more
Tıp Tıp - Hakan Eşme

Tıp Tıp

Tıp tıp, pıt pıt, güp güp… Böyledir atışı kalbin; yokuş başında, yokuşun en soluksuz kaldığın yerinde ya da akarken bir şiir gibi yokuştan aşağıya. Çıtır çıtır, hışır hışır, pıtır pıtır… Böyledir sesi toprağın, teker dokunduğunda, yol aldığında; bu sesler yankılanır […]

Read more