Sordum Sarı Çiçeğe... - Hakan Eşme

Sordum Sarı Çiçeğe…

Kara bir asfaltın tekdüzeliğinde döner kara lastikli demir bir at. Pedallanır bir uçtan diğer bir uca, zamanı ve mekanı önceden belirlenmiş yollarda. Kara asfaltın, kara karga zemininde giderken, yolun kenarından sımsıcak sapsarı bir çiçek gelir takılır pedal çeviren ayakkabının üzerine. […]

Read more
Tıp Tıp - Hakan Eşme

Tıp Tıp

Tıp tıp, pıt pıt, güp güp… Böyledir atışı kalbin; yokuş başında, yokuşun en soluksuz kaldığın yerinde ya da akarken bir şiir gibi yokuştan aşağıya. Çıtır çıtır, hışır hışır, pıtır pıtır… Böyledir sesi toprağın, teker dokunduğunda, yol aldığında; bu sesler yankılanır […]

Read more
Yol ve Yolcu - Hakan Eşme

Yol ve Yolcu

Yolun soluğu ile yola çıktığında Yolcu, soluğunu da katmıştır yola. Yol soluk olur akar da Yolcu yolu çeker içine usulca. Yolun öyküsüdür bu, soluk alır, soluk verir. Sanıldığı gibi değil yine de aldığı verdiğidir; verdiği de aldığı. Kafan karışmış gibi […]

Read more
Döngü - Hakan Eşme

Döngü

Sen, de ki: “Gündoğumu” Ben diyeyim ki: “Günbatımı” Değişir mi bu güzellik Doğmak da Batmak da Bir döngünün devamı değil mi?! (Coğrafya: Gökçetepe Tabiat Parkı)

Read more
Before Blues... - Hakan Eşme

Before Blues…

BEFORE BLUES SUN GOES DOWN 1-4-5 dizgesinde akan hüzünlü bir tını gibi batıyordu güneş çamların ardından. Yolcu derin bir soluk çekerek baktı bu her gün tekrarlanan mucizeye. “Mucize midir?” dedi bir iç ses, “Her gün oluyorsa eğer” “Tekrarlanması, yeniden ve […]

Read more