KEŞAN’A GİDEN YOLLAR / GRUP TRAKYA / SELİM SESLER

Sunuş

Trakya bölgesi, müzik, dans ve kutlamalar açısından hayli zengindir. Her köşesinin kendine özgü bir tarzı vardır. Bulgar, Arnavut, Boşnak, Romen, Roman, Gacal ve Yunan Pomakları gibi farklı etnik gruplar Keşan’a kültürel açıdan zenginlik katmaktadır. Yöresel düğünlerde ve mevsim kutlamalarında çalınan müzikle ilgili bir araştırmanın ürünü olan bu albüm, orijinal sözlü ya da enstrümantal parçalardan oluşan bir derleme niteliğindedir. Böylelikle, yerli müzisyenlerin tarzıyla, çok kültürel toplumsal yaşamın müzikal bir manzarası çizilmiş olmaktadır.

Keşan

Tipik bir Trakya ilçesi olan Keşan’ın 42.000 olan nüfusu, çevre köylerle birlikte 70 000’i bulur. Çevredeki 49 köyü birbirine bağlayarak Trakya’nın öteki kentlerine, batıda Saros Körfezi’ne ve doğuda Marmara kıyılarına doğru ilerleyen yollar buradan geçer. 70’lerin sonuna değin asfalt yol olmaması nedeniyle köylerin çevreyle ilişkisi pek yoktu. Yöre sakinleri, o yıllarda öteki köylere ya da Keşan’ın merkezine gitmek için 78 saat yürüdüklerini ya da hayvanların çektiği arabalara bindiklerini söylüyorlar. Ulaşım zorluğu ve grup içi evlenme eğilimi, bölgedeki farklı toplulukların kendilerine özgü dil, lehçe, yemek, giysi ve tören usulleri gibi özelliklerini, müzik ve dans repertuarlarını korumalarına katkıda bulunmuştur.

Ancak, 80’lerden başlayarak, gerek ulaşımın kolaylaşması, gerekse traktörlü tarıma geçilmesi ve böylelikle kol gücüne dayalı tarımın gözden düşmesiyle, işsiz kalan gençlere kent yolu görünmüş, kentlere göç hızlanmıştır. Bunun sonucunda da, Keşan’ın çevre yerleşim merkezleriyle kültürel alışverişi artmıştır.

90’ların sonuna gelindiği bu dönemde bile, Keşanlılar, kökenlerini anne babalarının köyüyle ya da büyüdükleri mahalleyle tanımlamaktadır. Hatta, her etnik topluluğun, kendine uyarladığı ya da doğrudan aldığı yeni unsurların yanı sıra, kendine özgü farklı bir tören müziği ve dans geleneği de vardır.

Keşan yöresinde bu denli çeşitli topluluğun bulunması, Trakya’ya ve bir ölçüde de Saros Körfezi ile Marmara Bölgesi’ne has bir özelliktir. Keşan’daki bu değişik gruplar, tarihsel anadilleri ile etnik ve coğrafi kökenlerine göre belirlenmektedir. Örneğin, Gacallar hem anadili Türkçe olan yerlilerden, hem de Bulgaristan ya da Yunanistan’dan göç etmiş Türkçe konuşanlardan oluşur. Bulgaristan’dan ya da Yunanistan’dan gelen ve Slavca konuşan Müslümanlar olan Pomaklar’ın Bulgaristan’dan gelenlerine “Bulgar Pomakları” Yunanistan’dan gelenlerine ise “Yunan Pomakları” denir. Ayrıca, bölgede, “Macir” denen ve 30’larda Romanya’dan göç eden Müslümanlar; Yunanistan’dan gelen Türkçe konuşan bir grup; Arnavutlar; Boşnaklar ile müzisyenlik, demircilik, tarım işçiliği, hasırcılık, cambazlık, pazarcılık, hamallık gibi işler yapan Romanlar gibi küçük gruplar da vardır.

Bölgeye iki önemli göç dalgası yaşanmıştır: İlki, 93 Harbi sonrasında yöreye Pomaklar ve Gacallar gelmiştir; ikincisi ise, 1923-24’te Lozan Antlaşması hükümleri gereğince gerçekleşmiş ve böylelikle Keşan’daki Hıristiyan Rumlar Doğu Yunanistan’a, Yunanistan’da Drama ve Serez ve Kayalar yöresinde yaşayan Müslüman Gacal, Pomak ve Roman topluluklar ise Keşan ve çevresine yerleştirilmiştir. Romenler’in Keşan’a yerleşmesine ise iç karışıklıklar ve savaşlardan kaçarak daha iyi bir hayat kurma arayışı neden olmuştur.

Keşan Yöresindeki Profesyonel Müzisyen ve Topluluklar

Bir anlamda, çevreden kopuk içe kapanık dönemlerden günümüzün daha dinamik ortamına geçmekte olan Roman müzisyenler yöredeki çeşitli toplulukları birbirine bağlayan bir kültür köprüsü işlevi de görmüşlerdir. Bu işlevi yerine getirirken kendi kimliklerini koruyabilmişler, farklı müzik geleneği özellikle yitirmemişlerdir. Aile ve toplum içi tören ve kutlamaların ayrılmaz bir parçası olan müzik, Keşan bölgesinde yaşayıp bölgedeki tüm köyleri ve civar kasabaları dolaşan bu insanların işi ve geçim kaynağı olmuştur. Radyonun, ticari kayıtların hızla yaygınlaştığı bir dönemde, Keşan’da ve civardaki kasaba ve köylerde dolaşarak müzik yapan bu insanlar bir yanda günün sevilen parçalarını, örneğin arabeskin “kafa parçalarım” repertuarlarına alarak onları yöresel yorumlara dönüştürmüşler, bir yanda da yörede ve ait oldukları toplumda nesiller boyu aktarıla gelen müziği de çalıp söylemişlerdir. Dolayısıyla, profesyonel müzisyenler, hizmet ettikleri müşterilerin geçmişteki ve günümüzdeki kültürel uygulamalarıyla ilgili canlı birer arşivdir. Yaşamın çeşitli dönemlerine ilişkin kutlamalarda ve halk şenliklerinde dört tür müzik topluluğu görülür: solo vokal ve daire ya da bazen darbuka; davul zurna ekipleri; “ince çalgı” ve “orkestra”. “Daire” denen büyük kasnaklı bir vurmalı eşliğinde, solo olarak ya da grupça söylenen şarkılar, günümüzde de varlığını sürdürmektedir. 80’lerin sonlarına kadar bazı toplumlar, kutlamalar için çengi denen ve “daire” çalıp şarkı söyleyen Roman kadın şarkıcılar tutuyorlardı. Davul zurna ekipleri iki zurna ve bir davuldan oluşur. Keşan’da bunlar, Yunanistan’ın Drama ve Serez bölgesinden gelen profesyonel Roman müzisyenler tarafından çalınır. Daha yeni bir topluluk türü olan “orkestra”da ise “piyanist-şantör”, günün arabesk, fantezi parçaları ve modern oyun havalarından oluşan repertuarına göre programladığı “synthesizer”la kendine eşlik eder.

Bazen “orkestra”da iki “şantör” de bulunabilmektedir. 1980’den bu yana, orkestra Keşan’ın merkezinde popülerlik kazanmıştır. Keşan’da ve çevre köylerde bu türden seksen kadar topluluk bulunmaktadır. Ancak, düğün sahipleri orkestra kiralarken, yörede hala revaçta olan eski repertuarı da icra edebilecek bir ince çalgı ya da davul-zurna ekibi bulunmasını da istemektedir.

İnce Çalgı Topluluğu Geleneği

90’ların sonlarında, “ince çalgı” ya da “çalgı”, yöredeki en yaygın topluluk türü olmuştur. Önceleri, ince çalgı müzisyenlerinin çoğu, davul-zurnacı ailelerden geldiklerinden, yeni parçalar, yeni süsleme teknikleri ve yeni “sound”lar gibi modern eğilimleri de benimsemekle birlikte, davul zurna repertuarını ve tarzını sürdürmüştür. Davul-zurna ekipleri gibi, ince çalgı müzisyenleri de Roman’dır. Bu topluluk gösterinin anlamına ve zamanına göre çeşitli sazlardan oluşabilir. 60’ların başlarında ince çalgı, klarnet ve davul özellikle Malkara tarafında (#15); klarnet, cümbüş, darbuka ya da daire (#4, 6, 8, 10, 14) gibi çeşitli kombinasyonlar sergiliyordu. 80’lerde ise kent eğlencelerinde klarnet, keman, kanun, cümbüş, darbuka ve/ya da davuldan (#1, 2, 5, 9, 11, 12, 13) oluşan kalabalık çalgı toplulukları yer almaktaydı. Ancak, 90’ların sonuna gelindiğinde, köy düğünlerine giden ince çalgı toplulukları tipik olarak klarnet, cümbüş, darbuka, daire ya da davul ve bazen de kemandan oluşmaktadır. “Yatak” ve “konvoy” denilen müzik için klarnet, cümbüş, darbuka ve davul bulunur.

Çalgı müzisyenlerinin icra teknikleri karmaşık bir yapı gösterir. Çalgılar, ezgiyi hep birlikte, ancak birbirlerinden biraz farklı bir şekilde seslendirir. Çalgı repertuarı, 90’ların başlarına kadar ağırlıklı olarak enstrümantaldir. Dans parçaları standart müzik kalıpları üzerine doğaçlama ezgilere (#9), belli enstrümantal havalara (#4, 7, 8, 10, 13) ya da yörede bilinen halk türkülerinin sözsüz ve çok süslü versiyonlarına (#1, 5, 6, 11, 12b, 14, 15) dayanır. İçki masalarında ve törenlerin önemli anlarında istenen şarkıları, yine çalgıcılar çalıp söylerler. Çalgıcılar şarkıları enstrümanlarını çaldıkları gibi, karmaşık bir tarzda söylerler. Her şarkıcı ezgiyi biraz farklı bir biçimde ve karmaşık bir enstrümantal doku üzerinde seslendirir (#3, 12a).

90’ların ortalarından itibaren yeni tip, sözlü oyun havalarının popülerlik kazanmasıyla, Keşan çalgı toplulukları, müşterinin isteği üzerine Roman düğünlerinde bir de şarkıcı tutmaya başlamıştır. Bu repertuarın bir bölümü enstrümantal biçimde kalmıştır (#1). Son dönemde, Keşanlı Roman şarkıcıların kendileri de sözlü oyun havaları yapmaya ve çalmaya başlamıştır. 1998-99’a gelindiğinde, Behçet Mercan ve İsmail Çekiç gibi şarkıcıların repertuarlarındaki yeni şarkılardan bazıları ,”Alçak köfte”, “Oy dade dade (vaker mange dade)”, “Hoşgeldin küçük baldız”, “Geline bak geline”dir. Şarkıcılar bilinen ezgileri epeyce süslemeli ve serbest bir şekilde, sözleri ve ezgiyi hafifçe değiştirerek söylerler.

Albümdeki Enstrümanlar

Gırnata (Klarnet):

Klarnet saray bandosuna 19. yüzyılın ilk yarısında girdi. 19. yüzyılın sonlarından başlayarak da, bütün Balkan bölgesindeki ince çalgı topluluklarının yöresel versiyonlarına uyarlandı. G (sol) klarnet Trakya, Marmara ve Ege bölgesinin kentlerinde ve kasabalarında çalınır. Trakya’da, G klarnet ince çalgı topluluklarının ayrılmaz bir öğesidir. Öyle ki, düğünde çalınan müziğin kalitesi solo klarnetçinin yeteneğiyle ölçülür. Klarnet, delikleri ve akordu fabrikada ayarlanmış bir çalgı olsa da, klarnetçiler delikleri Türk makam sistemine uydurmak için epeyce zaman harcar. Ayrıca, çeşitli dudak pozisyonları, üfleme teknikleri ve farklı parmak pozisyonları kullanırlar. Çoğu klarnetçi, zurnacı ailelerinden gelir ve eski klarnetçilerin tarzı, zurnacıların süsleme tekniklerini ve “sound”unu hatırlatır.

Keman:

Batılı bir çalgı olan keman, 18. yüzyılın ortalarında klasik Osmanlı müziği topluluklarından önce kent topluluklarına girmişti. Kent ve kasabalardaki popülerliğini hiç kaybetmediyse de, klasik Türk müziği topluluklarına yeniden girmesi 20. yüzyılda oldu. Bununla birlikte, 19. yüzyıldan itibaren keman, Balkanlar ve Anadolu’da, kent ve kasaba düğünlerinin ve şenliklerinin önemli bir çalgısı olarak görürüz.

Kanun:

Mızrapla çalınan bir tür “zither” olan kanun, klasik Osmanlı müziğine 16. yüzyıldan önce girmiş, ancak bugünkü biçimini 1760’larda almıştır. Daha sonra da, Anadolu ve Balkanlar’daki kentlerde Osmanlı klasik müziği topluluklarına uyarlanmıştır. 20. yüzyılın son dönemi boyunca, klasik Osmanlı, Türk sanat ve fasıl müziğinde varlığını sürdürürken, arabesk ve fantezi müzik gibi daha yeni kent müziği türlerine de girmiştir. Türkiye’nin Trakya bölgesindeki kasabalarda, zengin düğünlerinin yanı sıra, erkeklerin içki masalarında, meyhanelerde ve pavyonlarda çalınır.

Cümbüş:

Luta benzer, parmakla çalınan bir sazdır ve 1927’de Zeynel Abidin Bey tarafından, ud tarzında metal gövdeli bir saz olarak geliştirilmiş, 1930’da da patenti alınmıştır. Arap ülkelerinde, Anadolu’da ve Balkanlar’da udun daha pratik bir türü olarak kabul edilir. Dayanıklı metal gövdesiyle açıkhava düğünlerine ve şenliklerine daha uygun olduğundan, Anadolu ve Balkanlar’da ince sazın kent ve kasaba versiyonlarında udun yerini almıştır. Meyhanelerde, gazinolarda, düğünlerde çalan ince saz topluluklarının klasik ve folk versiyonlarında udun yerine kullanılır, ancak sesi uda göre biraz daha keskindir ve daha çok bir vurmalı gibi tınlar. Trakya’nın ince çalgı topluluklarında, Romanlar cümbüşle klasik Türk müziği şarkılarını, arabesk ve fantezi şarkıları, yöresel türküleri ve oturak havalarını çalarlar. Bunun yanı sıra, daha hızlı ve canlı oyun havalarında, cümbüşte, darbukayla senkop oluşturacak şekilde ritmik akorlarla dem tutulur ve buna “dempo” adı verilir.

Darbuka:

Elle çalınan kadeh biçiminde bir vurmalı olan bu çalgı, Anadolu ve Balkanlar’da çeşitli adlarla tanınır. Türkiye’nin Trakya bölgesindeki Roman müzisyenler, ince bir çubukla hafif vuruşlara dayalı ve daha tiz bir ses çıkaran, karmaşık bir çalma tekniği geliştirmişlerdir. Trakyalı müzisyenler çalma tekniğini çaldıkları türe göre değiştirirler: İçki masasında çalınan fasıl, arabesk, fantezi müzik, yöresel halk şarkıları için ellerini; dans müziği içinse, pes sesli el vuruşlarıyla birlikte çubuklarını kullanırlar (#8, 10).

Daire:

Geleneksel olarak, bu geniş kasnaklı çalgı erkek ya da kadın, profesyonel Roman müzisyenlerce çalındığı gibi, amatör Gacal ve Pomak müzisyenlerin şarkılarına da eşlik ederdi. Bir elek kasnağına gerili deri ve kasnağa takılı el yapımı zillerden oluşur. 90’lara kadar çengi denen profesyonel Roman kadın şarkıcılar tarafından kasaba ve köy düğünlerinin erkeklere kapalı kadın kadına eğlencelerinde (özellikle Malkara tarafında) ve ayrıca ince çalgı topluluklarının ilk biçimlerinde erkekler tarafından çalınırdı.

Davul:

Pes sesli, çift taraflı bir vurmalıdır ve eskiden beri Anadolu ve Balkanlar’daki zurnayla birlikte çalınır. Öyle ki, doğu ve orta Yunanistan’da olduğu gibi, Türkiye’nin Trakya bölgesinde de “davul” denince davul zurna ekibi kastedilir. Dans müziklerinde, davulun bir tarafı için kalın (tokmak), diğer tarafı için ince değnek (çubuk) kullanan davulcular, aynı zamanda icranın türüne göre, davulu oturup dizlerine yaslayarak ve ince tarafına elle vurarak ya da yöresel darbuka tekniğinde olduğu gibi hem çubuk hem de ellerini kullanarak çalarlar. Elle çalma tekniği daha çok kapalı mekanlarda ve erkeklerin içki masalarında kullanılır.

Keşan’ın Bir Günü: Dağlık (Doğrusu “Dallık” olacak HE)

17 Mayıs 1998, Pazar

Geleneksel dağlık  mesiresi (pikniği) gibi eğlenceler, Keşan ve çevre köylerdeki çeşitli topluluklar arasındaki etkileşimi gözlememizi sağlamaktadır. Nuran Sesler (Selim Sesler’in hanımı) bizi bu yılki dağlık için Keşan’a davet etti. Nuran, klarnetçiler ve ince çalgı müzisyenleri yetiştirmiş olan Gümüş ailesinden gelmektedir.

O yıl çok soğuk geçen kış herkesi evlere kapattığından, açıkhava şenlikleri coşkuyla karşılandı. Keşan Belediyesi yağmur nedeniyle bir hafta ertelenen dağlığın o hafta sonu düzenleneceğini duyurdu. Gümüş ailesinin kadınları sabah erkenden kalkıp, akşamdan başladıkları yemek hazırlıklarını sürdürdüler. Piknik yemeğinde kızarmış biber, dolma, börek, salata, köfte ve elbette oğlak eti vardı. Kadınlar yorgunluktan yakınmalarına karşın, makine gibi çalışıyorlardı. Aslında havadan pek emin değildik. Bakalım, bulutlar gidecek ve güneş çıkıp önceki günden kalan su birikintilerini kurutabilecek miydi? Havanın ısınacağını umarak hayli geç bir saatte yola koyulduk. Giderken, kadınlardan biri çay yapmak için çeşmeden su doldurdu. Sohbet ettiğimiz taksici bize, kendi babasının, düğün ve törenlerde çalması için devamlı Selim’in babasını tuttuğunu anlattı. Ailesi Roman değildi, ama onlar da Sesler ailesi gibi, 1923’te Lozan Antlaşması’nın sonucu olan mübadelede, Selanik’in Drama bölgesinden gelmişlerdi. Tipik olarak, Trakya’daki birçok aile aynı bölgeden müzisyenler tutmaya devam etmektedir.

Gideceğimiz yere vardığımızda, Keşan-Çanakkale yolunun iki yanında rengarenk karavanların ve arabaların dizilmiş olduğunu gördük. Biz de sola, Romanlar’ın yanına park ettik. Uzun bir sıra boyunca dizili arabaların ve kamyonların açılır kapanır tezgahlarında sigaradan ayakkabıya, oyuncaktan cüzdana her şey satılmaktaydı. Yanımızda Roman olmayan bir köylü ailesi vardı; müzikten çok hoşlanan bu köylüler de Romanlar’ın yanına park etmişti. Aileler serdikleri battaniyelerin üzerine oturmuşlardı, aralarında şanslı olan bazılarının ise masaları, sandalyeleri vardı. Ağaçların arasında, dallara gerilmiş ipler üzerine battaniyeler atılarak yapılmış salıncaklarda, bebekler ve çocuklar sallanıyordu. Ağaçların gerisindeki açıklıkta ise, piknik yapan kalabalığın arasında dolaşan ince çalgı toplulukları kâh bahşiş için, kâh kendi gönüllerinden koparak çeşitli şarkılar çalıyorlardı. Bir grup Roman, erkeklerin durduğu bir vagonun etrafında toplanmış içki içiyordu. Klarnet, cümbüş ve darbukadan oluşan bir topluluk, “Ormancı” ile başlayıp istek üzerine günün arabesk parçalarıyla devam etti. Yirmi dakika sonra, iki erkek ellerinde içkileriyle Roman havası oynamaya koyuldular. Bu eğlence, çalgıcıların diğer müşterilere doğru ilerlemesine kadar yaklaşık bir saat sürdü. Adamlar da biraz oyalandıktan sonra bir ata bağladıkları vagona doluşup uzaklaştılar.

Yüz metre uzakta, Necmi ve Adnan Çalgı, davul zurna çalarak Mahmutköy’den kalabalık bir Pomak ailesine doğru yaklaşmaktaydı. Erkekler, kadınlar ve çocuklar bir içki masasının etrafındaydılar. Ağır, seri tulum, çeşitli çiftetelliler, gayda, kasap ve istifalka oynadılar. Köyden birçok kişinin katılması ve bahşiş verip istekte bulunmasıyla, bu da yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Yerlerin çamurlu olmasına karşın, kafayı iyice bulmuş olan erkekler, çiftetelliyle şık figürler sergiliyorlardı. Derken yağmur başladı, ama dansçılar yağmur şiddetlenene kadar dansı bırakmadılar. Satıcılar ve piknik yapanlar çarçabuk toplandılar. Böylece, 1998’in ilk dağlığı, ilkbahar ve yazda yenileri düzenlenmek üzere bitmiş oldu.

Kayıttaki Derlemeler

Bu müzikal derleme, Keşan bölgesinde tören ve eğlencelere eşlik eden müzikler üzerine sesli bir araştırma niteliğindedir. ilk üç parça, düğünlerde çalınan başlıca üç tür müziği (dans müziği, tören müziği, içki masası müziği) temsil ederken, bir düğünün seyrini izlemektedir. Başlangıçta yer alan 9/8’lik karşılama türü, bu bölgenin tüm kent ve köy düğünlerindeki danslarda çalınan son dönem repertuarı yansıtır. Neşeli kutlamalardan sonra müzik, gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakılması gibi törenlere eşlik eder. Gece ilerledikçe, içki masalarında oturanlar için oturak havaları çalınır.

Kayıt Hakkında

Araştırma danışmanı olduğum bu projeyi, tasarlama aşamasından başlayarak işbirliği yaptığımız müzisyenlerle gerçekleştirdik. Bu aynı zamanda, müzisyen ailelerle ve Keşan halkıyla yaptığımız yoğun çalışmalarında ürünüdür. Proje, müzisyen Sesler ve Gümüş aileleriyle aramızda gelişen ve Keşan ile İstanbul hattında süren derin dostluk sonucu ortaya çıktı. Türkiye’de Roman müziği ile ilgili araştırma yaparken, Trakya’daki Roman repertuarına ilgi duydum ve bölgenin repertuarını daha yakından öğrenebilmek için Selim Sesler’den gırnata dersleri almaya başladım. Selim yalnızca sabırlı ve nazik bir öğretmen değildi, aynı zamanda bölgedeki uzun müzikal yaşantısı sonucu çok geniş bir repertuara da sahipti. Ayrıca, hanımı Nuran’dan ve Gümüş ailesindeki akrabalarından hem Keşan, hem de Roman müziği ve törenleri hakkında çok şey öğrendim. Keşan’a sık sık yaptığım ziyaretlerde Keşan’ın geniş bir yelpazeyi kapsayan müzikal tarzlarının bir portresini, üstelik de Selim’in davul-zurnadan ince çalgı dönemine geçişi içeren engin müzik deneyimi aracılığıyla yansıtmanın anlamlı olacağını düşündüm. Bölgede çalan grupların düğün ve kutlama müziği repertuarları üzerinde aylar boyu çalıştık. Bu proje süresince, Selim ve ailesiyle yakın ilişkiler kurduk. Tüm miks ve mastering sürecini birlikte denetledik, evde ailesiyle birlikte kayıtları dinleyerek saatler geçirdik. Kısacası bu proje, işbirliğinin, tartışmaların ve dostluğun bir sonucudur.

Bu kayıtta canlı grup performansının sıcaklığını ve enerjisini koruyabilmek için 1 inçlik analog bant kullandık. Kayıt 26-27 Ocak 1999’da İstanbul’da yapılmıştır.

Sonia Seeman yöresel Makedon ve Türk müziğiyle Roman müziği üzerinde araştırmalar yaptı. Lisansüstü çalışmasını Makedonya’da iki yıl alan araştırması yaparak hazırladı. Daha sonra Türkiye’ye yerleşerek, doktora tezi için müzisyen Roman aileleriyle çalışmaya başladı. University of California, Los Angeles için doktorasını hazırlıyor ve gırnata çalmayı sürdürüyor.

Çalgısız Yaşayamaz Ölürler (Abdullah Kılıç)

Etnik müziğin giderek yükselen popülaritesi içerisinde Çingene müziği önemli bir sacayağı olacak gibi… Bunun en büyük kanıtı, uzun süredir, ‘satmaz’ diyerek kimsenin yapmaya cesaret edemediği albümlerin sayısının Unkapanı’nda artması…

Romanlar ya da anlaşılır bir ifadeyle Çingeneler için ‘Çalgısız yaşayamaz, ölürler’ derler. Çingene nişan ve düğünlerinde söylenen şarkının ilk cümlesi olan bu sözler aynı zamanda onların yaşam felsefesini çok iyi ifade eder. Gerçi bir Çingene’nin oynaması için kapı gıcırtısı bile yeterlidir, yeter ki gününde olsunlar…

Dünya müziğinin “new age” denilen tarza yönelmesiyle birlikte etnik tınıların ön planda olduğu müzikler, bölgesel olmaktan çıkıp kıtalar ötesinde bile dinleyici bulmaya başladılar. Dünyanın birçok yerinde dağınık olarak yaşayan, gerek müzik ve gerekse oyun alanındaki kabiliyetleriyle dikkat çeken Çingeneler de, bu yeni akımın etkisiyle fark edilen topululuklardan oldular.

Daha çok darbuka ve klarnet çalıcısı olarak görmeye alışık olduğumuz Çingeneler dansta da pek mahirdir. Başta Trakya olmak üzere Anadolu’nun birçok yerinde yaşayan Çingeneler farklı bölgelerde yaşasalar da, gelenek ve görenekleri, özellikle de müzik anlayışları benzerlik gösterir. Tek farkla Trakya Çingenelerinin büyük çoğunluğunun müzikle uğraştığını ve bundan dolayı da bunların müzikte profesyonel olduklarını söyleyebiliriz.

Daha önceleri toplumdan kopuk olarak yaşayan ve kendi kimliklerini açıklamada çekingen yaşayan Çingenelerin, toplum tarafından kabul görmesinde 1970’lerde hızlanan kayıt yani plak endüstrisinin önemli bir rolü vardır. Bu tarihe kadar birçok ünlüye eşlik eden Çingene çalgıcısı olmasına rağmen, Makedonya kökenli bir Çingene olan klarnetçi Muhacir İbrahim, sadece yöresel Çingene oyun havalarını icra etmekle kalmaz; 25’e yakın plak doldurarak hem kayıt sektörüne tek başına giren ilk Çingene olur, hem de kendinden sonra gelen meslektaşlarına örnek olur. Daha sonra kemani Cemal Çınarlı da onun yolunda giderek geçimini müzikten sağlar. Kaset endüstrisinin yakın dönemde keşfettiği Edirneli Deli Selim ve Kadir Ürün ise Türkiye Çingenelerinin adını başta Balkan ülkeleri olmak üzere Hollanda’ya duyurdular. Klarnette Barbaros Erköse’nin başını çektiği Erköse Kardeşler ise dünyaca ünlü birçok sanatçıya eşlik etmenin yanında yaptıkları albümlerle de Türkiye’den çok Batı’da dinlenen isimlerdir.

Roman müzisyenler içerisindeki davul zurna ekibi daha çok yöresel oyun ezgilerini seslendirirken, ‘ince saz takımı’ denilen grup ise klarnet, ud, cümbüş, keman, kanun darbuka ve def çalgıcıları özel repertuarlarını icra ederler. Her iki grubun repertuarları’nın 1990’lara kadar genellikle çalgı ağırlıklı olduğu gözlenirken, bu tarihten itibaren sözlü oyunlar popülerlik kazanmaya başlar. İşte bu dönemde öne çıkan en önemli isim Deli Selim’dir. Gerek Trakya’da gerekse İstanbul Unkapanı’nda en çok satan Roman müzisyeni olan sanatçıyı Kadir Ürün ve Selim Sesler takip eder.

Roman şarkılarının güftesi de en az müzik kadar renklidir. Doğaçlama olarak yapılan ve toplum içerisinde çeşitlenerek yayılan şiirler, tema olarak günlük yaşamın tüm öğelerini kapsar. Mizahi olduğu kadar da insanî olan bu ezgiler her şeye rağmen eğlencelidir.

Katkıda bulunanlar:
Yapim: Hasan Saltik
Mastering: Selçuk Yalçin
Mastering: Kemal Cankaya
Mastering: Ercan Akbay
Yönetmen: Selim Sesler
Yönetmen: Sonia Tamer Seeman
Proje Sorumlusu: Sonia Tamer Seeman
Arastirma: Sonia Tamer Seeman
Ön Kapak Resim: Jon Stinger
Türkçe Çeviri: Sumru Agiryürüyen
Stüdyo Kayit ve Mix: Erman Pekbilen
Stüdyo Kayit ve Mix: Murat Arslan
Stüdyo Kayit ve Mix: Sitki Acim
Stüdyo Kayit ve Mix: Ari Yapim
Mastering: Stüdyo Audeon
Grafik Tasarim: Gramen Reklamcilik
Baski: FRS Matbacilik
Yapim: Kalan Müzik

Enstrumanlar:
Girnata: Selim Sesler
Keman: Nusret Sute
Kanun: Bülent Sesler
Cümbüs: Turan Gümüs
Darbuka: Selahattin Koçan
Daire: Ramadan Borazan
Davul: Ramadan Borazan

Kasetteki (CD) Parçalar:

1- Kiremit Bacaları / Nasti Usava
2- Düğün Havaları: Kına Havası/Gelin Alma Havası
3- Bir Sari Yilan
4- Ali Pasa
5- Biber Yedim
6- Aci Meleke
7- Babo
8- Köy Potpurisi: Istifalka / Gelserek / Arzu ile Kamber
9- Tulum
10- Patrona- Samiotisa
11- Hanim Ayse
12- Sari Gülüm Var Benim / Mahmutköy Karsilamasi
13- Nikriz Sirto
14- Alay Bey
15- Kampana Mori Mitro

Marketlerde kaset ve CD ile birlikte kitapçığı da bulabilir ya da Kalan Müzik  adresinden sipariş edebilirsiniz.
(12 Mayıs 2014 yılında hayata gözlerini yuman Selim Sesler’e gani gani rahmet diliyoruz.)


'KEŞAN’A GİDEN YOLLAR / GRUP TRAKYA / SELİM SESLER' has no comments

Be the first to comment this post!

Düşünce ve Yorumlarınız

Your email address will not be published.

Fotoğraf ve Yazıların Her Hakkı Saklıdır. Copyright by Hakan EŞME