0

XT mi, XTR mı yoksa?

XT mi, XTR mı yoksa? Bilmem ki, teker dönsün yeter. Teknik, teknoloji küçük bir ayrıntı. Ne olacaksa, dönmeyen tekerin teknolojisinden bize ne. Çok değil, 3-5-10 yıl sonra nasıl da bakacaklar bizim demir atlara. Nasıl da gidiyorlarmış dağ-tepe bu ağır alüminyum, karbon yığınlarıyla… Vitesler, zincirler, mekanikler… Değişecek, gelişecek hepsi ve hepsinden geriye sadece bir yürek ve…

0

Tekerleme-Şekerleme

  Nedir? Ne denir? Ne dense yeri midir? Denli-densiz, senli-sensiz Tekerli, tekerlemeli, şekerler Şekerleme, krem-karamel Rüzgar getirir, rüzgar götürür Haydan huya, yardan suya Sayılar, sayıklamalar Dönen, döndüren, çeviren, çevrilen Çevrildikçe evrilen deneyler, deneyimler Döndükçe teker, çevrildikçe pedal, vurdukça yüze rüzgar, doldukça genze toz-toprak Akla gelir, dile dökülür, kağıtlara yazılır, düşler-düşünceler Düşmeler, kalkmalar, durmalar, harekete geçmeler…

0

Ay batımı

Saatine bakmak geldi aklına, nereden geldiyse artık. Hiç de alışkanlığı yoktu oysa. Bildiği tek saat: “Gün doğumu ve gün batımıydı” Yıllar önce bir dağ bilgesi kulağına fısıldamıştı: “Evlat, zamanın yoksa ya da kıymetliyse dağa çıkma!” Anımsadı ve hoş bir tebessüm ile doldu yüzü. Doğa’nın zamanı, doğa’nın kendisidir. Akıp gider de biz böleriz onu kendimize göre….

0

Boşuna mıdır çekilen acılar?!

Yoksa boşuna mıdır çekilen acılar? Her seferinde akla kanca olmuş “Ne işim var bu zorluğun ortasında?!” sözleriyle mi yol alınır. Dere kesmiştir yolunu, karşıya geçilecektir. En dar, en sığ yer arar gözler. Çamur yapışır tekerine, bırakmaz bir adım ileri. Derin bir yarık; içinden geçerken yüzünü, gözünü, kolunu, bacağını çizen otlar, çalılar, ağaçlar. Bir yandan akan…

0

Yolun boşluğu

“Yaşam boşlukta iz bırakmaktır. Su boşluğu sever. Irmak vadiye aşıktır. Yolcu boşlukta uzanıp giden yola çekilir” (Özcan Yüksek)Boşluk vardı önümüzde. Uzun upuzun. Yemyeşil dallarla çevrili bir yolun yılankavi kıvrımlarını pedallıyorduk. Güneş tepede olsa da dalların gölgesi yolumuzu serin kılıyordu. Dik bir yamacın belli belirsiz izlerinden geçmiş, toza ve toprağa bulanmıştık. Akıp giden yolun boşluğunu kan…

0

Öyküler yollarda derlenir

Öyküler derlenir yollarda, yollar öykü, öyküler yol olur. Her bir yol bir öykünün satır başı, paragrafı. Yolda olmak başlı başına bir öykü olsa da; heybeye atılır bir çiçeğin rengi, yemyeşil bir ormanda, kıpkırmızı boncuklar gibi salınan kuşburnuları. Ya rüzgar, ona ne demeli: alır saklarız içimizde kokusunu, bize kattığını, katık eder de, demleriz güneşin ışıklarında. Serttir…

0

“Sus!” dedi yürek

“Sus!”, dedi yürek. Sus ve sadece dinle. Dinlemektir aslolan. Susmak dinlemektir. Susmak bir yanıt; susmak bir çığlık. Çığlık çığlığa susmalısın, suskuyu, kabullenmek diyenlere inat. Hakan EŞME

0

Notalı Yukarı Akış

Yokuş çıkıyorum; biraz kan, biraz ter, “Yukarı Akış” diyorum adına. Yol su gibi akıyor böyle deyince. Bir güç, sanki, bisiklete ip bağlamış da beni çekiyor. Siz duyamıyorsunuz ama bir ses var yankılanan hava boşluğunda. Notaları diziyorum tespih gibi. Kuşlar gökte, börtü böcek toprakta. Ağaç dalları salınıyor efil efil bir rüzgarda. Buddy Guy söylüyor; söylerken de…

0

Sarıkız’ın Soluğunda

SARIKIZ’ın Soluğunda… Yağmur yağdı tüm gece. Çadırımın üstünde şıp şıp damlalar, aralıksız, kesintisiz, sürekli. Kaz Dağları bu, bilen bilir; bulutların nasıl da döküldüğünü yeryüzüne. Pınarı bol, suyu buz, havası oksijen dolu. Eteklerindeydik gece boyu, sırılsıklam, ıpıslak. Sabahın ilk saatlerinde yağmurun akşamki gücü ve sürekliliği azalmıştı. Yine de döküyor, dökülüyordu. Sanki koca bir yazın ertesi, içini…

0

Yazmak, yaşamak uçurumunun doruğudur

“yazmak, yaşamak uçurumunun doruğudur” (O.Aruoba) [Okuduğum buydu, sonrasında ilham perisinin sunturlu dokunuşları ile şekil alan ise aşağıdaki sözcükler oldu. Söz üstüne söz bindi, söze söz eklendi, sözler dile geldi, sözün bittiği yer oldu. Uçurumlar ve doruklar arasında basıldı pedallar…] uçurumun doruğu olmak uçurumda doruk kalmak doruklar gibi uçmak doruklara uçmak uçurumlarda doruk açmak uçurum uçurum…

0

Bir yol bulacağız elbet

  Doğa yürüyüşlerimiz sırasında “Buradan bisikletle geçtik” dediğimizde hep soruyorlar “Buradan bisikletle nasıl geçtiniz?” “Kah pedalları çevirerek, kah sırtımıza alarak” diyoruz. Tekerlek hep akıp giden bir yolu çağrıştırıyor insanoğluna ilk anda. Haksız da değiller ama unutmamalı: “Teker dönüyorsa eğer, adımlar atılabiliyorsa her yer yoldur yeryüzünde” Hannibal’ın o ünlü deyişindeki gibi “Ya bir yol bulacağız ya…

0

Dün sustum dünyaya…

Dün sustum dünyaya. Susup dinledim sadece. Seslere, gürültülere karışmadan, döngüsünde akmadan dinledim, dinledikçe dinlendim. Dinlendikçe aktı zihnimden dünya tozları, çamurları. Hani çamurlu bir araziye girmişsinizdir de tekerleriniz fırlatır parça parça yüzünüze gözünüze. Her bir parçanın ardından dile gelir şu sözler: “Çamur bisikletçiyi güzelleştirir” Sustum dünyaya dün, sustukça içimdeki ses yükseldi, sustukça içim dile geldi. Çamurların…

0

Birdenbire…

Birdenbire, ansızın, aniden, bir türkü gelir dolanır diline. Islık olur, can verir, alır yorgunluğunu, keyiflendirir. Ve işte böyle geçer zaman, anlamazsın, bitsin de istemezsin. Tektir düşüncen: pedal dönmeli, yol akmalı. Düşlere düşünceler, rüyalara hülyalar karışır. Teker her bir dönüşünde geçmişten bir düş alır, geleceğe doğru taşır. Tekerleri pedalların döndürdüğünü sanırsın sen, düşlerdir onu döndüren. Bilmezsin,…

0

Rüzgar itti beni…

Rüzgar itti beni ardımdan gelip önüme doğru. Yaz güneşi altında alnımdan akan terler döküldü şakaklarıma. Serin bir ürperti, incecik keskin bir ıslık. Bisikletçiye rüzgar hep karşıdan vurur, kaçınılmazdır bu fakat bu kez ardımdan gelip öne doğru süzüldü, kulağıma kendi dilinde fısıltılar bıraktı; hepsini tek tek anımsamam mümkün değil, son sözü hayal meyal şöyleydi: “Anladın mı?”…

0

Heybemizdekiler…

Rüzgar, çevirmek, pedal, fren, yağmur bazen; kar, soğuk, sıcak, terlemek, üşüyüvermek; hastalanmak da var. Güneş, güneşlik, yakıcı, kavurucu, esinti, meltem, susamak, susuz kalmak, yağlamak, yağlanmak, duş almak, düş görmek, düşmek, kalkmak, düşlemek, bir elmayı dişlemek… Soluklanmak, nefes nefese kalmak, yorulmak, dinlenmek, mola vermek, yola düşmek, dereleri, tepeleri aşmak, yukarıya akmak, frenlere basmak, kask takmak, eldiven,…

0

Hayallerin izinde…

Tekerim dönüyordu yolda, son hızla, rüzgar yüzümde, güneş önümdeydi. Bir kuş gördüm uzakta, kanatlarını açmış, kendini bırakmıştı rüzgara.Takıldı gözüm ona ve onun da bana. Göz göze geldik, gözüm değdi gözüne. Alçaldı birden ve omuzuma yakın bir yerde birlikte karıştık zamana. İlk sözcükler benden çıktı:– “Uçmak ne güzel” dedim – “Bisiklet sürmek de öyle” dedi –…

0

“Su” dedi, sustu…

Suyun yanından geçiyor yol. Yeryüzünün kılcal damarları kendini suya göre şekilliyor. Yol su olup akıyor da su kendi yolunu bulmuyor mu? Öyle demezler mi bilgeler “Su akar yolunu bulur” diye. Su ile aktık, su gibi aktık. Güneş en tepede, toprağın en sıcak zamanı; yaklaştıkça yol, suya; serinledi içimiz. Suda hayat var, suda insanoğlu ne ararsa…

0

Gözüm gibi…

Gözüm. Gördüğüm. Görebildiğim. Gözümle baktığım, gözüm gibi baktığım. Gözle görür insan, gözle bakar da baktığını nasıl anlar? Gözle dinler; gözü, kulağı olur bu yüzden. Gözüme değdi sonbaharın sisi. Gözümde, kirpiklerimde, burun deliklerimde, bıyıklarımda. Sis kapladı her yanı. Gözüm gibi baktığım gözüm, sislerin arasında yolu görmez oldu. Göz, yol yordam bilmez oldu. Sonbaharla kışın teğellendiği bir…

0

Düşe Yazdım Seslerimi…

Düşe yazdım seslerimi, sese yazdım düşlerimi, düşe kalka yürüdüm de düşe geldi seslerim. “Düş” dedim, düştüm. “Ses” dedim, kalktım. Düşle birlikte aktı sesim gecenin boşluğuna. Düş-tü, düşecekti derken; düşüm, düşünceme doğuverdi. Dün geceydi, gecenin sabaha ilmiklenen bir saati. Uçurumun kenarı, otların üstü, kayaların dibi… Yürümekle durmak arası, seyretmekle bakmak yarısı. Gün doğumuna az kala geliverdi…

0

Yolcunun Yükü

Yolcu’ya yükünü sordu görenler. “Bu ne yük Ey Yolcu, nasıl taşırsın bunları sırtında?” Yola yüksüz çıkıldığını, yükün yolla birlikte sırtta çoğaldığını bilse de Yolcu, bir soluk aldı derinden. Ve anlaşılmaz bir ikilem gelip takıldı zihnine: “Ne diyecek, nasıl açıklayacağım?” Yutkundu ve dile geldi sözcükler: “Yük yolda yürüdükçe hafifler ve yol yükün ağırlığını aldıkça yeni yükler…

0

Sordum Sarı Çiçeğe…

Kara bir asfaltın tekdüzeliğinde döner kara lastikli demir bir at. Pedallanır bir uçtan diğer bir uca, zamanı ve mekanı önceden belirlenmiş yollarda. Kara asfaltın, kara karga zemininde giderken, yolun kenarından sımsıcak sapsarı bir çiçek gelir takılır pedal çeviren ayakkabının üzerine. Ufka bakan gözler, zamanı imbikten damıtan saat, yüzü yarin soluğu gibi yalayıp geçen rüzgar… Hepsi…

0

Tıp Tıp

Tıp tıp, pıt pıt, güp güp… Böyledir atışı kalbin; yokuş başında, yokuşun en soluksuz kaldığın yerinde ya da akarken bir şiir gibi yokuştan aşağıya. Çıtır çıtır, hışır hışır, pıtır pıtır… Böyledir sesi toprağın, teker dokunduğunda, yol aldığında; bu sesler yankılanır kulakta. Buram buram, yudum yudum, damla damla… Çevrilirken pedallar böyledir süzülmesi terin yanaklarda, göz kapaklarında….

0

Yol ve Yolcu

Yolun soluğu ile yola çıktığında Yolcu, soluğunu da katmıştır yola. Yol soluk olur akar da Yolcu yolu çeker içine usulca. Yolun öyküsüdür bu, soluk alır, soluk verir. Sanıldığı gibi değil yine de aldığı verdiğidir; verdiği de aldığı. Kafan karışmış gibi dursa da, görünen oldukça basittir Ey Gören! Adımların yere düşer, şöyle ki: yola düşen adımların…

0

Döngü

Sen, de ki: “Gündoğumu” Ben diyeyim ki: “Günbatımı” Değişir mi bu güzellik Doğmak da Batmak da Bir döngünün devamı değil mi?! (Coğrafya: Gökçetepe Tabiat Parkı)

0

Before Blues…

BEFORE BLUES SUN GOES DOWN 1-4-5 dizgesinde akan hüzünlü bir tını gibi batıyordu güneş çamların ardından. Yolcu derin bir soluk çekerek baktı bu her gün tekrarlanan mucizeye. “Mucize midir?” dedi bir iç ses, “Her gün oluyorsa eğer” “Tekrarlanması, yeniden ve yeniden görmek içindir, göremeyenlere” diye fısıldadı bir başka iç ses. Sesler yankılandı kararmaya yüz tutmuş…

0

Tuncel’in Anısına

Yıllar önceydi, Kaz Dağları Sarıkız’da Ağustos’un ikinci haftası yapılan Türkmen Şenliklerine katılmak için yola çıkmıştık. Her zaman yürüyerek çıktığımız Sarıkız/Karataş Zirvesine bu kez şenlikler için araçla gidecektik. Gecenin bir yarısı varmıştık Karataş altındaki Kaz Avluları denen mevkiye. Türkmenler obalarını kurmuş, kendi soluklarında bir akış içindeydiler, çadırlarımızı kuracak bir yer bakıyorduk. Bir ateşin yanından geçtik ve…

0

Sarıkız

Homeros’un deyimiyle “Bin Pınarlı İda”nın sularından içip kutsal Sarıkız’ın mekanına bisikletle çıkmak ve dağların zirvesinden denizlere doğru soluk üflemek muhteşem. Ozan’ın dediği gibi “Bir dağa çıktın mı bir yenisi görünür uzaktan ama bir denize girersen tüm denizlere girmiş gibi olursun” Dağınız ve coşkularınız hiç eksik olmasın… (Coğrafya: Kaz Dağları/Sarıkız Zirvesi)

0

Yalnız Bir Ağaç

Ne zaman yalnız bir ağaç görsem, yalnız olmadığımı hatırlatır bana, Benim de ona hatırlattığımı sandığım gibi… (Fotoğraf: Yalova)

0

Yol Aşkı

YOL AŞKI Sabah erkendi, günün ilk ışıkları vurmuştu yeryüzüne. İki ya da üç kişiydik, sayının ne önemi var. Yola düşmüştük ya. Dönüyordu tekerler sanki suya batırılıp çıkarılmış bir asfaltın üzerinde. Toprak; bir örtü gibi çekmişti üzerine koyu bir bulutu, sis diyorlardı adına. Siz bakmayın sis diyenlere, toprağın örtüsü o, sarılırlar zaman zaman birbirlerine ve en…

0

Uzun Bacaklı

Son günlerde duyduğum en çarpıcı ve anlamlı sözlerden biri: “Eğer bir suda iki balık kavga ediyorsa bilin ki az önce oradan uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir” [Kızılderili Atasözü] İngiliz’in yanına artık Amerikan da konulabilir. Tabi herkes meşrebine göre buraya “bir şeyler” ekleyecektir. Kim ne eklerse eklesin, merkezdeki bu ikiliyi görmek istemedikçe ve açıkça dile getirmedikçe,…

0

MLNW

Biraz klasik olacak ama “Make Love, Not War” (Coğrafya: İğneada Longozu )

0

Kalp

Ağaçların kalbi olmaz mı? Olmaz olur mu hiç! Bu sadece “açıkyürekli” olanı… (Foto: Mahmutköy / “Düşen Bin Yaprak Rotası”)

0

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

Kolay değil be ağbim, ablam, kardeşim; Koskoca bir imparatorluğun üzerine üşüşen leş kargalarını dağıtmak; ümmet bilinciyle yetişmiş bir topluma vatandaşlık ve ulus bilinci aşılamak. Kolay değil be ağbim, ablam, kardeşim; Dünyanın en hareketli coğrafyasında Balkanlar’dan, Kafkasya’dan, Ortadoğu’dan sürgüne uğramış adeta kılıç artığı insanlardan bir ulus yaratmak; bağımsız, başı dik ve gururla modern toplum seviyelerini işaret…

0

Taş Masa

Gül kokuyorsun bir de Amansız acımasız kokuyorsun … Tam alnının altında masmavi iki ateş İki su İki deniz bazen Bazen iki damla yaz yağmuru Mermerini emerek dağlarının Şiirler söylüyor gene … EDİP CANSEVER’i sansürlemişler!!! “Masanın Masa” olduğunu bilemeyenler… (Coğrafya: Enez Hisarlı Dağı/Taş Masa)

Fotoğraf ve Yazıların Her Hakkı Saklıdır. Copyright by Hakan EŞME