0

Keşfe Çıkılacak Gün

KEŞFE ÇIKILACAK GÜN Sonbahardı mevsim. Ben diyeyim Eylül ayının son demleri, siz deyin Ekim’in ilk soluğu. Tam keşfe çıkılacak bir gündü. Güneş tepede nazlanarak salıyordu ışıklarını. Bulutlar gölgelik yapıyordu nazlanan güneşe. Gölgenin dokunduğu yerde güneşin, güneşin dokunduğu yerde gölgelerin arandığı bir zaman dilimindeydik. Yamaçlar kahverengi bir tülün altında siesta mahmurluğu yaşayan Akdeniz insanlarını andırıyordu. Sesler…

0

Kırk hali var yolun

Kırk hali var yolun. Kırkı da birbirinden farklı, kırkı da birbirinden demli. Güneşli, rüzgarlı, yağmurlu… Islak, kuru, tozlu, topraklı… Karardıysa gökyüzü, rüzgar serinliğini üflüyorsa uzaklardan, kır çiçekleri, otlar sallanıyorsa yelin yönünde nazlı nazlı ve o nemli soluğu çekiyorsan içine, en yakın zamanda, bekle, karışacaktır gökyüzünün aşkı yeryüzüne. Kuruyan topraklar ıslanacaktır göğün gözyaşları ile. Sert bir…

0

Düş sonrası

Dün gece düşümde gördüm o yolu. Upuzun, belli belirsiz, kıvrım kıvrımdı, ufukta kaybolan. Demir bir atın üzerindeydim. Göğüs kafesim soluk soluğa inip kalkıyor, tekerler sanki yukarıya doğru akıyordu. Rengarenk bir kır cümbüşü vardı, mevsim ilkbahar olmalı. Kuş ve böceklerin sesine karışıyordu teker sesleri. Yer gök müydü, gök yer miydi bilinmez. Bir olmuşlar da dansediyorlardı. Bir…

0

Yol – Yolcu – Soluk

  Yol – Yolcu – Soluk… Bir üçgenin iç açıları toplamı gibi ya da Usta’nın sözüyle dersek: “Yuvarlağın Köşeleri” Üçgen, Dörtgen, Çember; hepsinde döngü aynı ve döngüyü döngüleyen de yukarıdaki sacayağı hep. Birbirinin içine geçmiş, biri olmazsa diğeri olmayacak köşe taşları. Çekip alalım hele birini, diğerleri eksik, yarım, yıkılmaya hazır. O yüzdendir sözcüklerin dönüp dolaşıp…

0

XT mi, XTR mı yoksa?

XT mi, XTR mı yoksa? Bilmem ki, teker dönsün yeter. Teknik, teknoloji küçük bir ayrıntı. Ne olacaksa, dönmeyen tekerin teknolojisinden bize ne. Çok değil, 3-5-10 yıl sonra nasıl da bakacaklar bizim demir atlara. Nasıl da gidiyorlarmış dağ-tepe bu ağır alüminyum, karbon yığınlarıyla… Vitesler, zincirler, mekanikler… Değişecek, gelişecek hepsi ve hepsinden geriye sadece bir yürek ve…

0

Tekerleme-Şekerleme

  Nedir? Ne denir? Ne dense yeri midir? Denli-densiz, senli-sensiz Tekerli, tekerlemeli, şekerler Şekerleme, krem-karamel Rüzgar getirir, rüzgar götürür Haydan huya, yardan suya Sayılar, sayıklamalar Dönen, döndüren, çeviren, çevrilen Çevrildikçe evrilen deneyler, deneyimler Döndükçe teker, çevrildikçe pedal, vurdukça yüze rüzgar, doldukça genze toz-toprak Akla gelir, dile dökülür, kağıtlara yazılır, düşler-düşünceler Düşmeler, kalkmalar, durmalar, harekete geçmeler…

0

Ay batımı

Saatine bakmak geldi aklına, nereden geldiyse artık. Hiç de alışkanlığı yoktu oysa. Bildiği tek saat: “Gün doğumu ve gün batımıydı” Yıllar önce bir dağ bilgesi kulağına fısıldamıştı: “Evlat, zamanın yoksa ya da kıymetliyse dağa çıkma!” Anımsadı ve hoş bir tebessüm ile doldu yüzü. Doğa’nın zamanı, doğa’nın kendisidir. Akıp gider de biz böleriz onu kendimize göre….

0

Boşuna mıdır çekilen acılar?!

Yoksa boşuna mıdır çekilen acılar? Her seferinde akla kanca olmuş “Ne işim var bu zorluğun ortasında?!” sözleriyle mi yol alınır. Dere kesmiştir yolunu, karşıya geçilecektir. En dar, en sığ yer arar gözler. Çamur yapışır tekerine, bırakmaz bir adım ileri. Derin bir yarık; içinden geçerken yüzünü, gözünü, kolunu, bacağını çizen otlar, çalılar, ağaçlar. Bir yandan akan…

0

Yolun boşluğu

“Yaşam boşlukta iz bırakmaktır. Su boşluğu sever. Irmak vadiye aşıktır. Yolcu boşlukta uzanıp giden yola çekilir” (Özcan Yüksek)Boşluk vardı önümüzde. Uzun upuzun. Yemyeşil dallarla çevrili bir yolun yılankavi kıvrımlarını pedallıyorduk. Güneş tepede olsa da dalların gölgesi yolumuzu serin kılıyordu. Dik bir yamacın belli belirsiz izlerinden geçmiş, toza ve toprağa bulanmıştık. Akıp giden yolun boşluğunu kan…

Fotoğraf ve Yazıların Her Hakkı Saklıdır. Copyright by Hakan EŞME