Keşfe Çıkılacak Gün

KEŞFE ÇIKILACAK GÜN Sonbahardı mevsim. Ben diyeyim Eylül ayının son demleri, siz deyin Ekim’in ilk soluğu. Tam keşfe çıkılacak bir gündü. Güneş tepede nazlanarak salıyordu ışıklarını. Bulutlar gölgelik yapıyordu nazlanan güneşe. Gölgenin dokunduğu yerde güneşin, …

Kırk hali var yolun

Kırk hali var yolun. Kırkı da birbirinden farklı, kırkı da birbirinden demli. Güneşli, rüzgarlı, yağmurlu… Islak, kuru, tozlu, topraklı… Karardıysa gökyüzü, rüzgar serinliğini üflüyorsa uzaklardan, kır çiçekleri, otlar sallanıyorsa yelin yönünde nazlı nazlı ve o …

Düş sonrası

Dün gece düşümde gördüm o yolu. Upuzun, belli belirsiz, kıvrım kıvrımdı, ufukta kaybolan. Demir bir atın üzerindeydim. Göğüs kafesim soluk soluğa inip kalkıyor, tekerler sanki yukarıya doğru akıyordu. Rengarenk bir kır cümbüşü vardı, mevsim ilkbahar …

Yol – Yolcu – Soluk

Yol – Yolcu – Soluk… Bir üçgenin iç açıları toplamı gibi ya da Usta’nın sözüyle dersek: “Yuvarlağın Köşeleri” Üçgen, Dörtgen, Çember; hepsinde döngü aynı ve döngüyü döngüleyen de yukarıdaki sacayağı hep. Birbirinin içine geçmiş, biri …

XT mi, XTR mı yoksa?

XT mi, XTR mı yoksa? Bilmem ki, teker dönsün yeter. Teknik, teknoloji küçük bir ayrıntı. Ne olacaksa, dönmeyen tekerin teknolojisinden bize ne. Çok değil, 3-5-10 yıl sonra nasıl da bakacaklar bizim demir atlara. Nasıl da …