| |
Bir
erkek ne zaman ölür?
Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet Gazetesi
BU
sorunun aklıma takılmasına
neden olan şey, yeni okuduğum bir roman oldu.
Klasik Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından Cuniçiro
Tanizaki'nin "Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi"nden söz ediyorum.
(Can Yayınları, Türkçesi: Nili Tlabar.)
Tanizaki'nin kahramanı 77 yaşında, türlü hastalıklarla mücadele eden
ve artık yaşamının sonuna yaklaştığının da farkında olan, kendini emekliye
ayırmış bir işadamı.
Eski bir dansçı olan gelinine karşı duyduğu açıklanması zor istek giderek
çılgın bir ihtiyarın erotik azgınlıklarla yüklü fantezisi olmaktan çıkıyor
ve bir yaşam nedenine dönüşüyor.
Kitabı okurken yaşlı Utsugi'ye zaman zaman çok sinirlendiğim yerler
de oldu.
Ama şunu da açıkça görebildim: Bir erkeği canlı tutup yaşama bağlayan
şey, bir kadına tutku ile bağlanmış olmasından başka bir şey olamaz.
Cinsel tutku ve romantik aşk ile beslenen bir yaşama coşkusu.
Proust'un, "Kayıp Zamanın İzinde" isimli dev eserine ilham
kaynaklığı eden "madlen"e benzer bir durum gördüm ihtiyar Utsugi'nin
aşkı yeniden hissedişinde.
Yediği madlenin damağında bıraktığı tat sayesinde geçmişin olaylarını
hatırlayan Proust'un kahramanı gibi?
Ve şimdi "bir erkek ne zaman ölür" sorusuna daha kolay bir yanıt
bulabiliyorum.
Bir erkek, tutkuyla bağlanacağı bir kadın yaşamında olmadığı zaman ölür.
Şimdi bunu okuyunca siz de diyebilirsiniz ki, "birçok erkek var,
hiçbir kadına tutkuyla bağlı olmadan pekálá yaşıyorlar".
Ben de size derim ki, onlarınki de hayat mıdır?
|