Analiz

Attilla Erdemli

(2006 yılının son günlerinde yapılan Dağcılık Federasyonu seçimleri için kaleme aldığı yazı)

Demokrasi; çağdaş toplumların bugünkü ulaştığı noktada, yönetimi tespit etme biçimlerinin en idealidir. Ancak; çağdaşlaşma sürecinde geri kalmış toplumlarda da demokrasiye geçiş denemeleri yaşanmaktadır.

Çoğunuzun bildiği üzere demokrasi basit anlamda yöneticilerin secimle göreve gelmelerini sağlayan idari rejim seklidir. Ülkemizde birçok alanda yönetimin belirlenmesi secimle yapılır. Ancak; bu secimler genellikle komedi yada zübüklerin atraksiyonlarının şovu seklinde yaşanır. Fakat; bu zübük şovlarını çoğu kimse ya menfaati icabı olduğu gibi seyredip kabul eder, yada maalesef çoğu kimse olan bitenin ne anlama geldiğini bilmez.

Herhangi bir secimde; düzenin devamını arzu edenler, iktidar yanlıları, olduğu gibi bu kimselere bas kaldıran Köroğlu gibiler de olur. İşte bu Köroğlu gibi inanmış, iman şövalyeleri kendilerini çoğunlukla yenilikçi yada çağdaş grup olarak tanımlayanlardır.

Sonuçta; genellikle ülkemizde yaşanan her secimde bir tarafta statükocular diğer tarafta yenilikçiler olur demek, pek de yanlış olmaz.

Statükocular; kendi düzenlerinin devamı için her türlü şaklabanlığı içlerine sindirdikleri gibi amaçları yalnızca
koltuklarını korumaktan ibarettir.

Yenilikçiler ise; idealisttir. Ve herhangi bir topluluğun dönüşümünü sağlamak, gelişimine ivme kazandırmak adına görevlere talip olurlar. Sadece tek amaçları vardır. Bu amaç; içinde bulundukları topluluğun yücelmesine katkı sağlamaktır.

Statükocuların destekçileri ise ya doğrudan doğruya mevcut sistemden beslenenler, beslenmeyi hedefleyenler ve vasatlardır. Bu grubun vasatları olup bitenin farkına varamayan ilkel güdülerle davranan, kendi gibi düşünmeyenlere düşmanlık, kızgınlık besleyen yanıltılmış, yarim akıllı kişilerdir.

Yenilikçiler ise; içinde bulundukları topluluğun elitleridir. Ve bu kimselerin destekçileri ise kendi kendilerine yeten, sistemden beslenmeyi kendine yakıştıramayan vizyon sahibi kişilerdir. Bu kimseler; ilgi alanlarında kariyer kazanmış seçkin kimselerdir. Hiçbir zaman diğerlerine olumsuz duygular beslemezler, duyguları yalnızca bilgi ve tecrübelerini paylaşmaya dönüktür.

Maalesef statükocu, tutucu kimseler böyle gelmiş böyle gider felsefesine bağlanmış olanlar, küçük hesap peşinde kosanlar, az gelişmiş toplumlara özgü uyduruk demokrasilerde hep secim  kazanırlar. Aslında kazandıkları kısa vadeli koltuklarıdır. Halbuki uzun vadede o topluluğun geleceği çalınmıştır.

Yenilikçiler ise ; değişimin önderleri olduklarından diğerlerince uzaydan gelmişlercesine dışlanırlar. Halbuki bu kimseler vasatları yükseltecek donanım ve kalitede kişi veya gruplardır. Ancak; bu kişiler dünya çapında başarılara imza atmış olsalar da, ülke çapında alanlarında en büyük isleri yapmış olsalar da göstermelik demokrasilerde secim kaybetmenin onurunu hep tadarlar..!

Gerçekte bulundukları topluluğun onlarca yıl sonrasını kurabilecek bu kişiler yada gruplar sadece secim
kaybetmiştir. Oysa diğerleri o topluluğun hayallerini kaybetmiştir.

Ne mutlu yenilikçilere, Ne mutlu onurlarıyla kaybetmeyi kabullenenlere
Ne mutlu..! Zübükler yaylasından geçip, idam düğümüyle zirvelere tırmanabilenlere