| |
Çalışın Çalışmayın
Çetin Altan Milliyet Gazetesi 24.06.2005
Çalışın, çalışın, çalışın; çalışmayın, çalışmayın, çalışmayın..
***
Evde, annelerle babalardan başlayıp; okullarda kürsülerden; mikrofonlarda,
payesiyle makamı yüksek amatör ve profesyonel hatiplerden yankılanan en
değişmez öğüt malum:
- Çalış, çalış, çalış; çalışın, çalışın, çalışın; çalışınız, çalışınız,
çalışınız...
***
Çalış da, neye çalış?
Tahtanın neden yüzdüğünü, taşın neden battığını hiç merak etmediğin halde;
okulda iyi not alabilmek için, "dansite yasasını" ezberlemeye çalış...
Yahut hiç anlamadan Kuran-ı Kerim'i ezberlemeye çalış...
Yahut bir ekmek parası uğruna, belediyede temizlik işçisi olarak sokakta
çöpleri toplamaya çalış...
***
Başkalarının iradesi ve emriyle, hiç hoşlanmadığın bir uğraşa; gövdeni de,
beynini de tutsak etmek midir çalışmak?
Bir türlü "gelişmiş" olamayıp da, hep "gelişmekte olan" damgasının mührü
altında çırpınmayı sürdüren toplumlarda; "çalışma", bir çeşit köle gayreti
göstermeye zorlanma demek...
***
Boğaz kıyılarında özel arabasıyla geziye çıkmış biri de araba
kullanmaktadır; aynı yolda müşteri götüren bir taksi şoförü de...
Birincisinin araba kullanması bir hayat zevkidir; ikincisininki ise mesleki
bir çalışma...
Çünkü birincisi kendi iradesiyle tadını çıkararak kullanmaktadır arabayı;
ikincisi, başkasının iradesiyle para kazanmak için...
***
Çalış, çalış, çalış; çalışın, çalışın, çalışın...
Hiç merak etmediğin bir konuyu ezberlemeye çalış; kan ter içinde madenlerde
kazma vurmaya çalış; sönük bir büroda dosyaları düzeltmeye çalış...
Böyle mi olur çalışma, Tanrı aşkına?
***
Jean-Paul Sartre'ın, bayıldığım bir sözü var; "En büyük tembellik, sevdiğin
işi yapmaktır"...
2 bin 250 yıl önce yaşamış olan Arşimed, merak etmişti tahtanın neden yüzüp,
taşın neden battığını... Geberircesine bir takıntıyla, nedenini arıyordu, bu
garip doğa olayının. Bir hamam kurnasında boş bir tas neden yüzüyor, tası
doldurduğunda neden batıyordu?
***
Bir gün hamamda bulmuştu nedenini; tasın boşken taşırdığı su volümü
kendisinden ağırdı. Aynı tas dolduğunda, taşırdığı su volümü yine aynı
kaldığı halde, kendisi daha çok ağırlaştığı için, batıyordu.
Coşkuyla çırılçıplak, bağıra bağıra fırladı hamamdan:
- Eureka... Buldum, buldum...
***
Kimse zorlamadığı, emretmediği halde, Arşimed'in deli divane gibi merak
ettiği doğanın "dansite yasası"nı, nihayet keşfetmesi midir çalışma; yoksa
hiç de merak etmeden, aynı yasanın formülünü ezberlemeye mi çalışma?
***
Merak ettiğin bir konuya, kendiliğinden dalıp gitme... Yahut sevdiğin bir
dalda, o güne kadar yapılmışlara yeni bir artı getirme; örneğin bazı
şiirleri, bir çizgi filmle görselleştirme tutkusuna kapılma...
***
21. yüzyılın getireceği özelliklere denk bir değişim, annelerde
tomurlanmadıkça, çocukların "çalış" baskısı altında, bunalıp sıkılmaları;
kolay kolay yetmeyebilir Uzay Çağı'na kement atmaya...
***
Türkiye'de kadınlar üstüne yapılmış bir istatistikten birkaç örnek:
Hiç kitap okumayan kadın oranı yüzde 70; hiç tiyatroya gitmemişin oranı
yüzde 87; hiç lokantaya gitmemişin oranı yüzde 70...
Sonra da bitmeyen bir öğüt:
- Çalışın, çalışın, çalışın...
***
Hiç merak etmediğin bir konuyu, çalışsan da; onunla bütünleşemezsin ki...
Aynı konuyu daha önce merak edip kurcalamışların hayat hikâyesini merak
etmediğinde de, aynı ufuklarda aynı rahatlıkla uçamazsın ki...
Merak tohumlarının yeşermesine ise öncelikle aileler bahçıvanlık eder;
okullar değil...
Ve merak öğretilemez; sadece sulanır, kök salması için... |