|
KORUDAĞ AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARI
AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARI
Korudağ’da ağaçlandırma
çalışmaları 1961 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim
üyelerinden Prof.Dr. Fikret Saatçıoğlu ve Prof. Dr. İsmail Eraslan’ın
önerileri doğrultusunda başlamış ve Türkiye’nin maden direği ihtiyacını
karşılamak amacıyla yerli ağaç türleri kullanılarak bozuk orman alanlarının
ağaçlandırılması planlanmıştır.
Bu planlamaya bağlı olarak
öğretim üyeleri tarafından hazırlanan rapor 1962 yılında mevcut Korudağ
ormanlarının yapısının bozukluğu, tohum ağacı bulunamaması ve ormanın
kendini yenileme imkanı kaybettiği gerekçesiyle kızılçam ve diğer egzotik
türlerle (sahil çamı, fıstık çamı) maden direği üretimini amaçlayan
ağaçlandırmalara ağırlık verilmiştir.
Ancak sonraki yıllarda bu
amaç değiştirilerek koru işletmesine dönüştürülmüş ve uygulama projesinde 30
yıl olarak belirlenen idare müddeti 60 yıl olarak uygulamaya geçmiştir.
Ağaçlandırma çalışmalarında
insan, hayvan ve makine gücü kullanılmıştır. Çalışmalara 1963 yılında 47
hektar orman içi ve hızlı gelişen tür ağaçlandırma yapılarak başlanmış ve bu
alana 150 bin adet kızılçam fidanı dikilmiştir.
1963 yılından 1968 yılına
kadar yapılan çalışmalar tamamen insan gücü ile olmuştur. Traktörle
çalışmalara 1968 yılında başlanmış olup bu işlem 1978 yılı sonuna kadar
devam etmiştir. 1978-1985 yılları arasında ise dozerli çalışmalar
yapılmıştır.
Korudağ serisinde yabancı
tür ağaçlandırmalarına 1964 yılından itibaren başlanmıştır. Bunlardan; Pinus
Maritina Fransa ve İspanyol orijinli, Pinus Radiata Şili, İspanya, Yeni
Zelanda ve Avustralya orijinli, Pinus Selderica İran orijinli, Pinus
Raxburgia Pakistan orijinlidir. Korudağ’a dikilen kızılçam ise Antalya
Korkuteli, Milas, Bedirge, Antakya ve Kahramanmaraş orijinlidir.
TOPRAK YAPISI
Korudağ’daki toprak eosen
devrine ait olup eosen filişlerinden oluşmaktadır. Üstte eosen, altta:
oligosen filişleri ile gre, puding ve marn bulunmaktadır. Bunların
ayrışmaları ile orta bünyeli kumlu balçık yapıda derin topraklar oluşmuştur.
Dağlık alanları çok fazla olan engebeli mikro topografyası çok kırıklı bir
yapıya sahiptir. Genel bakısı kuzey bakısıdır.
BİTKİ
ÖRTÜSÜ
Hakim ana ağaç türü güney
yamaçlarda 300 metre rakıma kızılçam, bu rakımdan sonra karaçam ve yapraklı
türlerden meşe türleri gürgen, dişbudak, ıhlamur ve çınar bulunmaktadır.
Geçmişte mıntıkada olan savaşlar, aşırı otlatma ve düzensiz faydalanma bitki
örtüsünü bozmuştur. Yer yer Ege ve Marmara’daki maki florasına ait
bitkilerle kaplı sahalarda bulunmaktadır.
ÖNEMLİ ORMAN YANGINLARI
21.09.1963
870 hektar
28.08.1969
800 hektar
1979 (18 yangın) 352
hektar
1988 (7 yangın) 1668
hektar
01.09.2000
1700 hektar
(Keşanyaşam
adlı dergiden alıntılanmıştır)

(Fotoğraflar : Hakan EŞME)
Korudağ’da hareket başlıyor...
(Ağaçlandırma tarihinden kişisel bir
kesit)
Okan Çançin
Orman Genel Müdürlüğünün 1961
yılında daveti ile bu sahaları gezen değerli hocalarımız, Prof Dr. Fikret
SAATÇİOĞLU ile Prof. Dr. İsmail ERASLAN saha hakkında hazırladıkları rapor
ile ormancılığımızda heyecanlı bir telaş başlatmışlar. Hazırlanan bu rapor
ile; bilinçsiz, usulsüz faydalanma ve aşırı otlatma sonucu mevcut Korudağ
orman alanlarının yapısının bozukluğu, tohum ağacı bulunmaması ve ormanın
kendini yenileme imkânını kaybettiği nedeniyle %95 kızılçam, %5 egzotik
türlerle ve maden direği ihtiyacını karşılamaya yönelik 20 000 ha. alanda
ağaçlandırma yapılması öneriliyor. Ancak o güne kadar ülkemizde geniş çaplı
ağaçlandırma çalışmaları yapılmadığı için ve bu plantasyonların
gerçekleşebileceğine inanan idarecilerin azlığı nedeniyle Orman Genel
Müdürlüğünde Yüksek Fen Heyeti ile uygulamacı birimleri, anlaşmazlığa
düşmüş, bu anlaşmazlık ancak 1962 yılı sonlarında karara bağlanmış ve
Korudağ’da ormancılar tarafından ilk kızılçam fidanı 1963 yılında toprakla
buluşmuştur.
Oysa Avrupa Ülkeleri daha bin dokuz
yüzlü yılların başında yüz binlerce ha. sahada ağaçlandırmalarını
tamamlamışlardı.
Geçtiğimiz yıllara kadar yörede
piyasa koşullarının ısrarla dayattığı maden direği talebi, yapılacak
ağaçlandırmaların amacını da net biçimde belirlemişti. Trakya’da (Keşan,
Malkara, Uzunköprü) daha düne kadar bir orman işletme şefliği mıntıkasında
yaklaşık 125 maden işletmesinin varlığını bilmek bu amaca yönelik
çalışmalarda geç kalındığını bile gösteriyordu.
Keşan; Ormancılık Üssü...
Hazırlanan raporda sahanın
boşaltılması ve özellikle ağaçlandırma çalışmalarına katkısının önemli
olduğu vurgusu ile yol yapımlarının hızla bitirilmesi tavsiye ediliyordu. O
yıllarda Yerlisu Orman Bölge Şefliği görevini yürüten Mehmet ERKAN şimdi
Çanakkale’de emekliliğini yaşıyor. Yarım asır öncesinden hatırladıklarını
bize anlatırken, “Ağaçlandırma çalışmalarında yoktum ama köylünün bu işe
katılması ve bu işi sevmesi için çok uğraş verdim. O gün Korudağ’da Kısık
Kule’nin yanından geçen Çanakkale savaşlarında da çok önemli olan Asker
Yolu’ndan başka yol yoktu. Sahalardaki yolların çoğunda emeğim vardır. Bugün
kulaklarımın uğuldaması bana o günlerden kalan hatıra. Patlattığımız
dinamitlerin gürültüsü kulaklarımızı sağır etti.” diyor.
İlk idare müddeti zarfında tensile
alınan sahalarda mazek bıçağı metodu ile tali hasıla olarak reçine alınması
önerilen raporda silvikültürel tedbir olarak; meşçereyi oluşturan asıl türü
kızılçam olan sahalarda ana tensil metodu olarak tıraşlama kesimi esas
alınmalı ve bunu takiben gençlik ekim ve dikim yoluyla sahaya
getirilmelidir. Bakım, mesçere gelişme çağlarının ve kızılçam özelliklerine
göre gençlikten itibaren tensile kadar muayyen aralarla sistemli bir şekilde
yapılmalı ve tensil safhasında idare müddetini dolduran maktalarda hektarda
takriben 40-60 arasında elit vasıflı ağaç bırakılması da önerilenler
arasındaydı.
Teknik önerilerin yanında idari
tedbirlerin başında ise deyim yerinde olursa Keşan’ın bir ormancılık üssü
haline getirilmesinden de bahsediliyordu.
Makineli arazi çalışmalarını henüz
uygulamalarına tam yansıtmamış olan orman mühendislerinin diri örtü ve
toprak işleme metotları o yıllarda insan ve hayvan gücüne dayanıyordu. Yer
yer bir metre genişliğinde şeritler halinde kökleme yapılmak suretiyle bu
alanlar hayvan gücüyle sürülmüş, bazı alanlarda ise insan gücü ile tam
alanda örtü temizliği yapılmak suretiyle grodoni teraslar yapılarak dikime
hazır hale getirilmiştir. Bazı alanlarda da saha boşaltıldıktan sonra hiç
kökleme yapılmadan 3X2 aralık mesafe ile çukur dikimler yapılmıştır. İlk yıl
yani 1963 te sadece 47 ha. Saha hazırlanıp 150 bin kızılçam fidanı
dikilebilmişti. 1963 yılından 1968 yılına kadar bu metotların uygulanması
ile devam eden ağaçlandırma çalışmaları bu yıldan sonra paletli traktöre
önden bağlı bıçakla örtü temizliği yapılan sahaların daha sonra yine paletli
traktör yardımı ile riperlenmesi şeklinde tamamlanmıştı. Bu çalışmalar 1978
yılına kadar devam etmiş, 1978-1985 yılları arasında ise MB Trac yardımı ile
Nicolas (çekiçli) veya zincirli çalı doğrayıcıları ile örtü temizliği, yine
MB Trac ile kullanılan iki ve tek soklu pulluk yardımı ile şeritler halinde
toprak işlemeleri yapılmıştır.
Orman...
Korudağ’da 1961 de başlayan serüven
yıllar ilerledikçe hızlanarak Dokuzdereler, Sazlıdere, Adilhan, Çınarlıkdere,
Topçamlar, Kaletepe Serilerinde de devam etti. Ağaçlandırmalar 20 000
hektarın üzerine çıkmıştı. Zaman ilerledikçe ilk fidanların dikimini
gerçekleştiren meslektaşlarımızın yanlarına yeni arkadaşları katılırken
kimileri de emekli olmaya başlamışlardı bile. Turhan GÖREYİN, Yılmaz
BAŞKAYA, İrfan İNAL, Şener BAŞÖZ, Mustafa GENÇ, Zekeriya AKTAŞ, Nafi ALTUNÖZ
bu sahalara emeklerini, gecelerini gündüzlerini kısacası yaşamlarından birer
parçalarını veren ve ilk aklımıza geliveren meslektaşlarımız.
Yaşananlar sadece toprak işleme ya
da dikimle sınırlı değildi elbette. 1977’nin 12 Şubatında yaşanan kış çok
büyük alanda kar kırığı tahribatı ve don kurumalarına sebep oldu. Saha
temizlendi ve dikimler yeniden yapıldı. Hele 1986 yılında meydana gelen
yangın şiddetli rüzgârın etkisiyle 3 saatte 2 000 ha. sahayı kül etmişti.
1963 yılındaki ilk dikimlerinde yanması bunu yaşayan meslektaşlarımızı daha
da üzdü. Üç yıl önce bir kez daha yaşanan 710 hektarlık yangından sonra en
büyük dileğimiz ise; Çanakkale de hiç eksik olmayan rüzgârın bir daha buna
yol açmaması.
İlk yıllarında Orman Genel
Müdürlüğü İstanbul Orman Başmüdürlüğü daha sonraları ise Ağaçlandırma ve
Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü Balıkesir Ağaçlandırma Bölge Müdürlüğü
tarafından idari destek verilen Korudağ çalışmaları, bugün Orman Genel
Müdürlüğü planlaması ve yönetimi altında işletilmektedir.
Dünyanın birçok yerinde iki denizi
aynı anda görebilmek olasıdır. Ama hiç zannetmiyorum ki üç deniz bir arada
görülebilsin. Üç denizi sadece Kısık Kule‘den görebilirsiniz: Marmara, Ege
ve Kızılçam. Hiç kuşku yok ki “orman denizi” terimi her yerde kullanılmıştır
ya da duymuş olabilirsiniz ama Ege ve Marmara’nın arasında Malkara’dan
başlayıp Enez’e kadar uzanan o muhteşem orman kesinlikle deniz kelimesinin
tam karşılığı! Bunca zamana, emeğe ve bu ulusun parasına mal olan Korudağ
ağaçlandırmasını diğer ağaçlandırmalar gibi anlatabilmek, görmeden tabi ki
kolay değil!
Her türlü entansif bakım ve kültür
metotlarını kullanarak en yüksek hasılanın en kısa sürede alınması ve
Ülkemizdeki odun ihtiyacının kısa zamanda karşılanması öncelikli amaç olan
bu ağaçlandırma, günümüzde piyasa şartlarının da sürekli değişiyor olmasına
bağlı kalınarak karşımıza farklı yönetim biçimiyle çıkmaktadır. Günümüz
pazar şartları da göz önünde tutularak kırk yıl önceki amaca yönelik işletme
biçiminin bugün neden düşünülmediği aklımıza ilk gelen soru oluyor Kısık
Kule’den Korudağ’ı seyrederken. Üstelik ilk yılların imkânsızlıkları içinde
Kahramanmaraş’tan, Antalya’dan gelen fidanların dikildiği günler artık
geride kaldı. Fidanlıkları kapatsak da ağaçlandırma sahalarında uygun
orijinli ve hatta genetik ıslahları yapılmış fidanların kullanıldığını
bilmek, ihtiyacımız olan odunu çok daha kısa idare sürelerinde elde etmemizi
mümkün gösteriyor bize.
Orman Ağaçları ve Tohumları Islah
Araştırma Müdürlüğünce yürütülen ıslah çalışmaları sonucunda tesis edilen
elit ağaçlarla kurulu tohum bahçelerinden (genotipik tohum bahçeleri) elde
edilen tohumlardan üretilen fidanlarla yapılan ağaçlandırmalarda, ağaç
boyunun sıradan kullanılan tohumlarla yapılan ağaçlandırmalara kıyasla %25
daha uzun, buna bağlı olarak hektardan sağlanacak servetin ise %40 daha
fazla olması ülkemizde de entansif ormancılık için tüm şartların hazır
olduğu anlamına gelmiyor mu?
Korudağ bir “ilk” daha bekliyor...
Entansif ormancılık için
çok uygun bir yer gibi görünen Korudağ niye bir “ilk”e daha imza atmasın?
Yoğun ağaçlandırma mevsimlerini Çanakkale neden hep sadece yangın sonrası
ağaçlandırmalarla yaşasın?

|